NASREDDİN HOCA’NIN KAYSERİ’DEKİ MEZAR TAŞI!

WhatsApp Image 2020-08-17 at 11.15.02
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Nasreddin Hoca’yı Anadolu’da küçük büyük herkes tanır, bilmeyen de yoktur.

Düşündüren latifeleri ile namı Anadolu coğrafyasını aşmış, başta Azerbaycan olmak üzere diğer Türk devleleri yanı sıra, Balkanlar, Arnavutluk hatta Avrupa’ya kadar yayılmıştır.
Dahası Anadolu’da sahiplenildiği gibi, oralarda da sahiplenilmiştir.

Nasreddin Hoca’nın yaşadığı devir, Selçuklular devri olup, İzzeddin Keykâvus ve Alâeddin Keykubâd dönemidir.

Anadolu’da Konya-Akşehir, Eskişehir-Sivrihisar gibi bölgelerde Nasreddin Hoca’ya atfedilen türbeler vardır.
Ancak bu türbelerin hiçbirinde bir mezar yoktur ya da var olan mezarlar boştur.

Oysa…
Pek bilinmez…
Nasreddin Hoca’nın gerçek mezartaşı, üzerindeki kitâbesi ile birlikte Kayseri Müzesi’nde olup, 1456 envanter numarası ile kayıtlıdır !!!

Daha da ilginç olan ise Nasreddin Hoca’nın aslında Kayserili olduğudur.

Nasıl mı..?

Bu konuda en önemli araştırmayı yapan Anadolu Selçuklu Tarihçisi, Prof.Dr.Mikâil Bayram’dır.

Şöyle ki;

Ahilik teşkilatının kurucusu Azerbaycan’ın Hoy bölgesinden göç ederek önce Bağdat’a giden, ardından da Kayseri’ye yerleşen Ahi Evren’dir.(1171-1261)

Ahi Evren Kayseri’de debbahlık (dercilik) mesleği ile uğraşırken,
o dönem İslam aleminde ortaya çıkan Fütüvvet teşkilatının Anadolu temsilcisi olan,aynı zamanda mü’tezile yani aklıyecilik inanışa sahip hocası Evhâdü’d din Kirmânî’den de dersler alır.

Daha sonra hocası Kirmânî’nin kızı Fatma ile evlenir.

Ahilik kelime anlamı olarak “kardeşlik” demek olup Fütuvvet teşkilatının Anadolu yapılanması gibi görünse de, tamamen Türk kültür ve töresi ile yoğrulup, farklılaşarak kurulmuş bir yapılanmadır.

Eşi Fatma Bacı da Ahilik teşkilatının kadınlar arasındaki yapılanması olan Beciyân-ı Rum teşkilatının kurucusudur.

Barış dönemi Bacıyân kadınlarının her biri, el işi üretimleri ve çeşitli hizmetlerle teşkilata yardımcı olurlarken, boş zamanlarında ise at ve kılıç talimleri yaparlar ve bu sayede de savaş anında adeta bir cengâvere dönüşürlerdi.

Moğol baskınında Kayseri Kalesi’ni Baciyân kadınları, Ahiler ile birlikte onbeş gün savunmuşlardır.
Ancak hemen hepsi şehit olurken, Fatma Bacı Konya’ya hapse gönderilir.

Ahi Evren’in asıl ismi;
Nas’ırü’d-din Mahmud el Hoyî’dir.
Ahiler arasında ise “Nasreddin Hace” diye anılmıştır hep.

Evren ise Türk mitolojisinde ejderha ve yılanın karşılığıdır.
Ahi Evren debbahlık yani dericilik ile uğraşırken bazı derilerde yılan zehiri kullanırdı.
Bu yüzden de evinin altında yılanlar beslerdi.Evren lakabı buradan gelir.

(Mevlânâ, Mesnevî’sinde Ahi Evren’in bu özelliği ile dalga geçer…Hakir görür.)

Ahi Evren’in yani Nasreddin Mahmud’un “Letaif-i Hikmet” ve “Letaif-i Gıyasiyye” adlı eserlerinde birtakım latife ve düşündürücü hikâyeler yer alır.

Ahi Evren, Kayseri’de kadılık yaptığı gibi, İzzeddin Keykâvus döneminde ise kısa bir vezirlik dönemi geçirmiştir.
(1246-1248 arasında)

Uluğ Sultan Alâeddin Keykubâd, Ahi Evren’e yani Nasreddin Mahmud’a latifelerle dolu hoş ve felsefi sohbetinden dolayı çok değer verdiği, birlikte gezintiye çıktıkları, daveti üzerine Konya’ya yerleştiği kayıtlarda mevcuttur.

Ancak, Şems-i Tebrizî’nin öldürülmesi sonrası Ahi Evren’in Mevlânâ ile arası açılmasından dolayı, Konya’yı terkederek Kırşehir’e yerleşir.

Ahi Evren yani Nasreddin Mahmud, Kırşehir’deki katliamda Moğol valisi, Mevlânâ’nın da çok yakın dostu Nureddin Caca tarafından 90 yaşında öldürülür.

Şimdi…

Yukarıda bahsedilenlerden de anlaşılacağı üzere, asıl anlatılmak istenen konu;
Ahi Evren ile Nasreddin Hoca’nın aynı kişiler olduğu üzerinedir !!!

Ahi Evren’in, Kırşehir’de katledilmesi ile kendisine bağlı Ahiler, batıya kaçmışlar ve her vardıkları yerlerde Ahi Evren’e atfedilen mekânlar, makamlar oluşturmuşlardır.

Yani…

Günümüzde birçok yerde Nasreddin Hoca mezarı bulunmasının temelinde yatan tam da budur.
Bu mekânların hiçbirinde mezar yoktur ya da boştur.
Bir başka deyişle,hepsi de mezar değil makamdır…

Bu bölgelerde yüzlerce Ahi mezarları da mevcuttur.

Nasreddin Hoca’nın fıkralarda eşinden sürekli tatlı sert şikayetlerle bahsetmesi ise, kayıtlarda Fatma Bacı’nın çocukluğunda oldukça huysuz, yerinde duramayan bir kız olduğu, ileride de kabına sığamayan yapısı ile kurduğu teşkilattaki baskın ve sert mizacındandır.

Günümüzde Kayseri’de Seyyid Burhaneddin Bulvarı üzerinde bulunan Ahi Evren Zaviyesi, aslında Ahi Evren’in evinin bulunduğu yerdir.

Evinin hemen yanı başında bir de cami vardı.
Bu cami iki kapılı olup, bir kapısı Debbahlar Mahallesine açılırken diğer kapısı Külah-duzlar Çarşısı’na açılırdı.

Bu cami yakın zamanda Bulvar çalışmaları için yıkılmış ve Seyyid Burhaneddin Türbesi’nin batısına yol kenarına taşınmıştır.
(Otobüs duraklarının olduğu yerdeki yeni cami)

Kayseri Müzesi’nde bulunan iki parçası kayıp,106x24x26 ebatında, lahit tipi mermer mezar taşının alt kitâbe kuşağında, Kur’an’dan IX.sure,
21 ve 22.ayetler bulunur.

Hemen üstünde ise;
“Bu kabir merhum, mağfur, said, şehid Nasreddin Hoca’nındır.” şeklinde yazmaktadır.

Ahi Evren’e yani Nasreddin Hoca’ya ait “Letaif-i Hikmet” adlı eserin 20.sayfasındaki bir latifede ise;

~Suya düşüp boğulmakta olan bir “cimriyi” kur­tarmaya çalışanlar ona:
“Elini ver seni kurtaralım” diyorlar.
Nasreddin Hoca:
“Ona elini ver demeyin, elimi tut deyin. Çünkü o ömründe hiç kimseye bir şey vermemiştir.Size de elini vermez” der.

Şimdi…
Tüm bu bilgiler ışığında,
Nasreddin Hoca’nın mezarının da nerede olduğunu bir tarafa bıraksak bile,
“NASREDDİN HOCA
KAYSERİLİ’DİR !!! ”

Sizce…?

Kalın sağlıcakla.

Bu Yazıya Tepki Ver

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Haber Sitesi - Kayseri Haberleri - Gündem Haberleri - Turk Ulus Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!