Site Rengi

Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 9°C
Parçalı Bulutlu

YÖK Başkanı Saraç: “(YÖK 100/2000 Projesinde) Bugün itibarıyla 4 bin civarında öğrencimiz var” – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın kürsüye çıkması
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın konuşması Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç:
– “Dijital Dönüşüm programı ile bu yıl 36 bin öğrencimiz ve 3 bin 112 öğretim elemanımız merkezi bir planlama ile eğitim aldılar. Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir iş gücü yetiştirmeyi hedefliyoruz”
– “Nitelikli yabancı uyruklu öğretim elemanı çekmek için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeleri de başlatıyoruz”
– “Yükseköğretim Kurulunda geleceğin meslekleri ile ilgili uluslararası bir kongreyi kasım ayında gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki seneye çok daha hazırlıklı bir şekilde gireceğiz”
– “YÖK olarak dünyanın gittiği yere bakarak ülkemizi, ihtiyaç duyduğu yeni meslek programları ve hayat boyu öğrenme konsepti ile tanıştıracağız”
ANKARA (AA) – Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Dijital Dönüşüm programı kapsamında bu yıl 36 bin öğrenci ve 3 bin 112 öğretim elemanının merkezi bir planlama ile eğitim aldığını belirterek, “Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir iş gücü yetiştirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Saraç, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde, üniversitelerin bilgiyi üreten, ülkenin teknolojik altyapısına kaynaklık eden kurumlar olma yolunda desteklendiğini belirtti.

Yükseköğretimde gerek uygulama gerekse mevzuattan kaynaklanan sorunların giderilmeye çalışıldığını söyleyen Saraç, bu iyileştirmelerin sonuçlarının tüm sistemde görülmeye başladığını kaydetti.

Saraç, Türkiye'nin bugün dünyada küresel bir aktör olarak büyük bir yarışın içinde ve bu yarışı önde sürdürme kararlılığında olduğuna işaret ederek, “Bu yarışın öncü kurumları olan üniversitelerimiz dünya akademisini ve bilim hayatını, ülkemizin önceliklerini ve kültürel kodlarını dikkatle takip etmektedirler. Her türlü sömürüye karşı savaşan bir ülkenin yükseköğretim sisteminin, akademinin tüm alanlarında, tekrarlayan değil üreten olması gerektiğinin bilincindeyiz. Anadolu'nun her köşesindeki üniversitelerimizi, eğitimin yanı sıra topluma hizmet noktasında da işlev görebilmeleri için, YÖK olarak devletimizin diğer kurumları ile birlikte tüm imkanlarımızla desteklemekteyiz.” diye konuştu.

Türkiye'nin takip ettiği politikalarla dünyanın pek çok yerinde ezilen, sömürülen halklar için umut ışığı durumunda olduğunu belirten Saraç, “Bunu sürdürebilmek ise ancak teknoloji üreten ülke olmakla mümkündür. Bu güç üniversitelerimizin ve diğer tüm bilimsel araştırma altyapılarımızın üstlendikleri tarihi rolün bilincinde olmaları ile mümkündür. Biz YÖK olarak gerekli kurumsal desteği sağlamakla mükellef olduğumuzun bilincindeyiz. Aynı zamanda yetiştirdiğimiz her öğrencinin bu ülke için çalışmanın, üretmenin kutsallığına inanç duyarak yetişmesini istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Saraç, Türk bilim insanlarının uluslararası akademik örgütlenmelerde önemli roller üstlendiğini, uluslararası projelerde çalıştığını ve Türkiye'nin dünya akademisinde etkin ve verimli çalışmalara imza atan bir ülke olma yolunda ilerlediğini dile getirdi.

Değişen dünyada yükseköğretimin ve hedeflenen çıktılarının da değiştiğine işaret eden Saraç, şöyle konuştu:

“Bugünün meslek tanımları, geleceğin teknolojileri dizayn edilirken artık yetersiz kalmakta, durağan öğrenme biçimleri yeni nesillerin dikkatini çekmemektedir. Bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ve yöntemlerin çeşitlenmesi müspet olarak değerlendirilmekle beraber, bilgi kirliliğini de ortaya koymakta, bir açıdan, hoca talebe ilişkisine yeni bir veçhe vererek bu ilişkiyi zedelemekte ve verimli öğrenme süreçleri bazı açılardan zorlaşmaktadır. Daha önce karşılaşmadığımız nice benzer sorunlar bizi daha dinamik, daha etkin bir koordinasyona yöneltmiştir ve bizler de bunun için bir dizi yetki devri süreçlerini başlattık.”

Yeni üniversite yapılanmaları, programların belirlenmesi ve kontenjan kararlarının alınmasında farklı paydaşların görüşlerini alarak yükseköğretim sistemi için en iyisine ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayan Saraç, şunları kaydetti:

“Bu sene yükseköğretim tarihimizde ilk defa üniversite kontenjanları, ilgili bakanlık, kamu kurumları ve özel sektörün de katılımı ve katkısıyla ortak akılla kararlaştırıldı. Sonuç olarak hem örgün hem açık öğretim, hem birinci öğretim hem ikinci öğretim, hem devlet hem vakıf üniversiteleri, hem lisans hem ön lisans programlarında bütün başlıklarda uzun yıllardır görülmeyen bir iyileşme sağlandı. Bu başarının altında YÖK'ün gelişen analiz kabiliyeti ve yetkinliği ve daha rasyonel politika izlemesinin de önemi büyüktür.”

– Doktora bursu ile 4 bin öğrenci eğitim alıyor

Saraç, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından değerlendirme sürecinden geçen üniversite sayısının 2016'da 20 iken bu sayının bugün itibarıyla 160'a ulaştığını vurguladı.

YÖK 100/2000 Projesi'ne ilişkin de bilgiler veren Saraç, “Programda bugün itibarıyla 4 bin civarında öğrencimiz var. Bu seneden itibaren program ilk mezunlarını vermeye başladı. Bu gençlerin bir kısmı şu an Külliye'de aramızdalar. Onlardan geleceğin bilim hayatının şekillendirilmesinde beklentilerimiz çok yüksek.” diye konuştu.

Çin, Japonya, Kore, Amerika ve Avrupa'nın önünde de Türkiye'deki gibi nitelikli doktora konusunun bulunduğuna işaret eden Saraç, “Merkezi planlamanın avantajlarını çok iyi kullanarak, bu yarışta oldukça ciddi mesafeler katettiğimizi düşünüyoruz.” dedi.

Üniversitelerin tek tip olduğu günlerin geride kaldığını ve çeşitlilik kazanmaya başladığını aktaran Saraç, “Bu akademide yıllarca konuşulan önemli bir hayalin tahakkukudur. YÖK'ün başlatmış olduğu girişimler ile yasal bir zemine de kavuşan çeşitlilik, misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma yürüyen, ete kemiğe bürünen bir projedir artık.” ifadelerini kullandı.

Misyon farklılaşması ve ihtisaslaşmayı iki ana koldan yürüttüklerine değinen Saraç, araştırma üniversitelerinin performanslarını yakında kamuoyuna açıklayacaklarını bildirdi.

– “Uluslararası öğrenci sayısında sıçrama yaşandı”

YÖK Başkanı Saraç, bir ülkenin yükseköğretiminin uluslararasılaşmasının sadece ekonomik bir mesele olmadığını, o ülkenin uluslararası görünürlüğü ve etkinliğine de katkı sağladığını anlattı.

“Hedef odaklı uluslararasılaşma” projesinin de bu kapsamda başarıyla devam ettiğini dile getiren Saraç, “4,5-5 yılda YÖK Başkanı ve ilgili bakanlar arasında imzalanan protokol ve anlaşma sayısı önceki 32 yılda imzalanan anlaşma sayısının iki katından daha fazla. Bu anlaşmalar üniversitelerimizin tanınırlığını ve uluslararası öğrenci sayısını artırdı. Ortak diploma programlarında da büyük bir artış sağlandığı.” şeklinde konuştu.

Göreve geldiğinde 48 bin olan uluslararası öğrenci sayısında bir sıçrama yaşandığını aktaran Saraç, “Nitelikli yabancı uyruklu öğretim elemanı çekmek için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeleri de başlatacağız. Study in Turkey projesi ile üniversitelerimizin yurt dışında tanıtımında farklı bir üsluba geçeceğiz.” ifadesini kullandı.

21'inci yüzyılın hakim gücü endüstri 4.0 ve dijitalleşme ile insan hayatının tüm noktalarında süreklilik gösteren değişkenliklerin ve akışkanlıkların oluştuğuna işaret eden Saraç, alışık olunan durağan bir sistemden daha dinamik sistemlere geçildiğini anlattı.

Saraç, Yükseköğretim Kurulu olarak bu süreçlerle ilgili birçok çalışma başlattıklarını, “Dijital Dönüşüm programı”nın bunlardan biri olduğunu dile getirerek, “Bu projeyi Doğu ve Güney Doğu Anadolu'daki 16 üniversitemizde başlattık. Bu proje ile bu yıl 36 bin öğrencimiz ve 3 bin 112 öğretim elemanımız merkezi bir planlama ile eğitim aldılar. Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir işgücü yetiştirmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

– “İş hayatı için gerekli görülen temel yeteneklerin yüzde 41'i değişecek”

Saraç, Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 yılı “İşlerin Geleceği” raporuna göre, yüksek hızlı mobil internet, yapay zeka, bulut teknolojilerinin ve büyük veri analizlerinin adaptasyonunun, iş dünyasını hızlı, derinden ve yaygın olarak etkilediğinin net olarak ortaya konulduğunu anlattı.

Böylece birçok yeni meslek tanımının hayata girdiğinin altını çizen Saraç, daha önce ayrışmış alanların artık hep birlikte geliştiğini ve birbirlerini güçlendirdiğini anlattı ve buna örnek olarak yapay zekayı gösterdi.

Saraç, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşümün etkilerinin birçok yeni meslek alanlarının oluşmasına veya mevcut iş alanlarının dönüşüme uğramasına neden olduğunu vurguladı.

Saraç, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türk iş dünyasında, iş hayatı için gerekli görülen temel yeteneklerin yüzde 41'inin 2020 itibarıyla değişeceği ifade ediliyor. Türkiye'de yükseköğretim politikalarını yürüten kurum olarak biz de yetiştirdiğimiz gençlerin kariyer yollarında daha başarılı olmaları ve ülkenin ekonomik ve sosyal refahına katkı koyabilmelerini önemsiyoruz.

Bu süreçler dikkate alınarak bu yıl yeni mesleklere dair 7 üniversitemizde bazı programlar açtık. YÖK olarak geleceğin meslekleri ile ilgili uluslararası bir kongreyi Kasım ayında gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki seneye çok daha hazırlıklı bir şekilde gireceğiz. YÖK olarak dünyanın gittiği yere bakarak ülkemizi, ihtiyaç duyduğu yeni meslek programları ve hayat boyu öğrenme konsepti ile tanıştıracağız.”

– “Yükseköğretimde bir devrim olacak”

11. Kalkınma Planı'nın yükseköğretim tarihinde örneği görülmemiş nitelikte yükseköğretim ile ilgili pek çok olumlu düzenlemeleri öngördüğünü ifade eden Saraç, bu düzenlemelerdeki başlıkları özetleyerek, “Bu plandaki yönlendirmeler gerçekleştiğinde yükseköğretimde bir devrim olacak ve Türk yükseköğretimi hakkettiği yeri kazanacaktır.” dedi.

Saraç, konuşmasını, “Artık YÖK, toplumun talepleri ve değerlerine direnen, siyasete yön vermeye çalışan, otoriter, aşırı merkeziyetçi kimliğinden bütünüyle uzaklaşarak milletinin değerleri ile bütünleşmiş, ülkesinin kalkınmasına katkı sağlamaya çalışan, yetki paylaşımına önem veren, dış paydaşların görüşlerini kararlarına yansıtan ve yükseköğretim ile ilgili politikalar üreten bir kurum halini almıştır.” sözleriyle tamamladı.

b85acbe7e5992de2b15ddca81f2e31be.jpg
18.09.2019
81
A+
A-

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın kürsüye çıkması
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın konuşması Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni
– YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç:
– “Dijital Dönüşüm programı ile bu yıl 36 bin öğrencimiz ve 3 bin 112 öğretim elemanımız merkezi bir planlama ile eğitim aldılar. Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir iş gücü yetiştirmeyi hedefliyoruz”
– “Nitelikli yabancı uyruklu öğretim elemanı çekmek için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeleri de başlatıyoruz”
– “Yükseköğretim Kurulunda geleceğin meslekleri ile ilgili uluslararası bir kongreyi kasım ayında gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki seneye çok daha hazırlıklı bir şekilde gireceğiz”
– “YÖK olarak dünyanın gittiği yere bakarak ülkemizi, ihtiyaç duyduğu yeni meslek programları ve hayat boyu öğrenme konsepti ile tanıştıracağız”
ANKARA (AA) – Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Dijital Dönüşüm programı kapsamında bu yıl 36 bin öğrenci ve 3 bin 112 öğretim elemanının merkezi bir planlama ile eğitim aldığını belirterek, “Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir iş gücü yetiştirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Saraç, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde, üniversitelerin bilgiyi üreten, ülkenin teknolojik altyapısına kaynaklık eden kurumlar olma yolunda desteklendiğini belirtti.

Yükseköğretimde gerek uygulama gerekse mevzuattan kaynaklanan sorunların giderilmeye çalışıldığını söyleyen Saraç, bu iyileştirmelerin sonuçlarının tüm sistemde görülmeye başladığını kaydetti.

Saraç, Türkiye'nin bugün dünyada küresel bir aktör olarak büyük bir yarışın içinde ve bu yarışı önde sürdürme kararlılığında olduğuna işaret ederek, “Bu yarışın öncü kurumları olan üniversitelerimiz dünya akademisini ve bilim hayatını, ülkemizin önceliklerini ve kültürel kodlarını dikkatle takip etmektedirler. Her türlü sömürüye karşı savaşan bir ülkenin yükseköğretim sisteminin, akademinin tüm alanlarında, tekrarlayan değil üreten olması gerektiğinin bilincindeyiz. Anadolu'nun her köşesindeki üniversitelerimizi, eğitimin yanı sıra topluma hizmet noktasında da işlev görebilmeleri için, YÖK olarak devletimizin diğer kurumları ile birlikte tüm imkanlarımızla desteklemekteyiz.” diye konuştu.

Türkiye'nin takip ettiği politikalarla dünyanın pek çok yerinde ezilen, sömürülen halklar için umut ışığı durumunda olduğunu belirten Saraç, “Bunu sürdürebilmek ise ancak teknoloji üreten ülke olmakla mümkündür. Bu güç üniversitelerimizin ve diğer tüm bilimsel araştırma altyapılarımızın üstlendikleri tarihi rolün bilincinde olmaları ile mümkündür. Biz YÖK olarak gerekli kurumsal desteği sağlamakla mükellef olduğumuzun bilincindeyiz. Aynı zamanda yetiştirdiğimiz her öğrencinin bu ülke için çalışmanın, üretmenin kutsallığına inanç duyarak yetişmesini istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Saraç, Türk bilim insanlarının uluslararası akademik örgütlenmelerde önemli roller üstlendiğini, uluslararası projelerde çalıştığını ve Türkiye'nin dünya akademisinde etkin ve verimli çalışmalara imza atan bir ülke olma yolunda ilerlediğini dile getirdi.

Değişen dünyada yükseköğretimin ve hedeflenen çıktılarının da değiştiğine işaret eden Saraç, şöyle konuştu:

“Bugünün meslek tanımları, geleceğin teknolojileri dizayn edilirken artık yetersiz kalmakta, durağan öğrenme biçimleri yeni nesillerin dikkatini çekmemektedir. Bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ve yöntemlerin çeşitlenmesi müspet olarak değerlendirilmekle beraber, bilgi kirliliğini de ortaya koymakta, bir açıdan, hoca talebe ilişkisine yeni bir veçhe vererek bu ilişkiyi zedelemekte ve verimli öğrenme süreçleri bazı açılardan zorlaşmaktadır. Daha önce karşılaşmadığımız nice benzer sorunlar bizi daha dinamik, daha etkin bir koordinasyona yöneltmiştir ve bizler de bunun için bir dizi yetki devri süreçlerini başlattık.”

Yeni üniversite yapılanmaları, programların belirlenmesi ve kontenjan kararlarının alınmasında farklı paydaşların görüşlerini alarak yükseköğretim sistemi için en iyisine ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayan Saraç, şunları kaydetti:

“Bu sene yükseköğretim tarihimizde ilk defa üniversite kontenjanları, ilgili bakanlık, kamu kurumları ve özel sektörün de katılımı ve katkısıyla ortak akılla kararlaştırıldı. Sonuç olarak hem örgün hem açık öğretim, hem birinci öğretim hem ikinci öğretim, hem devlet hem vakıf üniversiteleri, hem lisans hem ön lisans programlarında bütün başlıklarda uzun yıllardır görülmeyen bir iyileşme sağlandı. Bu başarının altında YÖK'ün gelişen analiz kabiliyeti ve yetkinliği ve daha rasyonel politika izlemesinin de önemi büyüktür.”

– Doktora bursu ile 4 bin öğrenci eğitim alıyor

Saraç, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından değerlendirme sürecinden geçen üniversite sayısının 2016'da 20 iken bu sayının bugün itibarıyla 160'a ulaştığını vurguladı.

YÖK 100/2000 Projesi'ne ilişkin de bilgiler veren Saraç, “Programda bugün itibarıyla 4 bin civarında öğrencimiz var. Bu seneden itibaren program ilk mezunlarını vermeye başladı. Bu gençlerin bir kısmı şu an Külliye'de aramızdalar. Onlardan geleceğin bilim hayatının şekillendirilmesinde beklentilerimiz çok yüksek.” diye konuştu.

Çin, Japonya, Kore, Amerika ve Avrupa'nın önünde de Türkiye'deki gibi nitelikli doktora konusunun bulunduğuna işaret eden Saraç, “Merkezi planlamanın avantajlarını çok iyi kullanarak, bu yarışta oldukça ciddi mesafeler katettiğimizi düşünüyoruz.” dedi.

Üniversitelerin tek tip olduğu günlerin geride kaldığını ve çeşitlilik kazanmaya başladığını aktaran Saraç, “Bu akademide yıllarca konuşulan önemli bir hayalin tahakkukudur. YÖK'ün başlatmış olduğu girişimler ile yasal bir zemine de kavuşan çeşitlilik, misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma yürüyen, ete kemiğe bürünen bir projedir artık.” ifadelerini kullandı.

Misyon farklılaşması ve ihtisaslaşmayı iki ana koldan yürüttüklerine değinen Saraç, araştırma üniversitelerinin performanslarını yakında kamuoyuna açıklayacaklarını bildirdi.

– “Uluslararası öğrenci sayısında sıçrama yaşandı”

YÖK Başkanı Saraç, bir ülkenin yükseköğretiminin uluslararasılaşmasının sadece ekonomik bir mesele olmadığını, o ülkenin uluslararası görünürlüğü ve etkinliğine de katkı sağladığını anlattı.

“Hedef odaklı uluslararasılaşma” projesinin de bu kapsamda başarıyla devam ettiğini dile getiren Saraç, “4,5-5 yılda YÖK Başkanı ve ilgili bakanlar arasında imzalanan protokol ve anlaşma sayısı önceki 32 yılda imzalanan anlaşma sayısının iki katından daha fazla. Bu anlaşmalar üniversitelerimizin tanınırlığını ve uluslararası öğrenci sayısını artırdı. Ortak diploma programlarında da büyük bir artış sağlandığı.” şeklinde konuştu.

Göreve geldiğinde 48 bin olan uluslararası öğrenci sayısında bir sıçrama yaşandığını aktaran Saraç, “Nitelikli yabancı uyruklu öğretim elemanı çekmek için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeleri de başlatacağız. Study in Turkey projesi ile üniversitelerimizin yurt dışında tanıtımında farklı bir üsluba geçeceğiz.” ifadesini kullandı.

21'inci yüzyılın hakim gücü endüstri 4.0 ve dijitalleşme ile insan hayatının tüm noktalarında süreklilik gösteren değişkenliklerin ve akışkanlıkların oluştuğuna işaret eden Saraç, alışık olunan durağan bir sistemden daha dinamik sistemlere geçildiğini anlattı.

Saraç, Yükseköğretim Kurulu olarak bu süreçlerle ilgili birçok çalışma başlattıklarını, “Dijital Dönüşüm programı”nın bunlardan biri olduğunu dile getirerek, “Bu projeyi Doğu ve Güney Doğu Anadolu'daki 16 üniversitemizde başlattık. Bu proje ile bu yıl 36 bin öğrencimiz ve 3 bin 112 öğretim elemanımız merkezi bir planlama ile eğitim aldılar. Böylece, dijital dünyanın algoritmasına aşina bir işgücü yetiştirmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

– “İş hayatı için gerekli görülen temel yeteneklerin yüzde 41'i değişecek”

Saraç, Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 yılı “İşlerin Geleceği” raporuna göre, yüksek hızlı mobil internet, yapay zeka, bulut teknolojilerinin ve büyük veri analizlerinin adaptasyonunun, iş dünyasını hızlı, derinden ve yaygın olarak etkilediğinin net olarak ortaya konulduğunu anlattı.

Böylece birçok yeni meslek tanımının hayata girdiğinin altını çizen Saraç, daha önce ayrışmış alanların artık hep birlikte geliştiğini ve birbirlerini güçlendirdiğini anlattı ve buna örnek olarak yapay zekayı gösterdi.

Saraç, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşümün etkilerinin birçok yeni meslek alanlarının oluşmasına veya mevcut iş alanlarının dönüşüme uğramasına neden olduğunu vurguladı.

Saraç, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türk iş dünyasında, iş hayatı için gerekli görülen temel yeteneklerin yüzde 41'inin 2020 itibarıyla değişeceği ifade ediliyor. Türkiye'de yükseköğretim politikalarını yürüten kurum olarak biz de yetiştirdiğimiz gençlerin kariyer yollarında daha başarılı olmaları ve ülkenin ekonomik ve sosyal refahına katkı koyabilmelerini önemsiyoruz.

Bu süreçler dikkate alınarak bu yıl yeni mesleklere dair 7 üniversitemizde bazı programlar açtık. YÖK olarak geleceğin meslekleri ile ilgili uluslararası bir kongreyi Kasım ayında gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki seneye çok daha hazırlıklı bir şekilde gireceğiz. YÖK olarak dünyanın gittiği yere bakarak ülkemizi, ihtiyaç duyduğu yeni meslek programları ve hayat boyu öğrenme konsepti ile tanıştıracağız.”

– “Yükseköğretimde bir devrim olacak”

11. Kalkınma Planı'nın yükseköğretim tarihinde örneği görülmemiş nitelikte yükseköğretim ile ilgili pek çok olumlu düzenlemeleri öngördüğünü ifade eden Saraç, bu düzenlemelerdeki başlıkları özetleyerek, “Bu plandaki yönlendirmeler gerçekleştiğinde yükseköğretimde bir devrim olacak ve Türk yükseköğretimi hakkettiği yeri kazanacaktır.” dedi.

Saraç, konuşmasını, “Artık YÖK, toplumun talepleri ve değerlerine direnen, siyasete yön vermeye çalışan, otoriter, aşırı merkeziyetçi kimliğinden bütünüyle uzaklaşarak milletinin değerleri ile bütünleşmiş, ülkesinin kalkınmasına katkı sağlamaya çalışan, yetki paylaşımına önem veren, dış paydaşların görüşlerini kararlarına yansıtan ve yükseköğretim ile ilgili politikalar üreten bir kurum halini almıştır.” sözleriyle tamamladı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.